Anavatanı Anadolu olan fındığın (Corylus avellena L.), yetiştiriciliği ülkemizde yaklaşık 2500 yıldan bu yana yapılmaktadır.
Fındık ve fındık yağı vücutta karbonhidrat protein ve yağ metabolizmasında düzenleyici olarak görev yapan bazı B gurubu vitaminler için önemli bir kaynaktır.
Böbrekteki kum ve taşları döker.
Fındık ve fındık yağı E vitaminin bilinen en iyi kaynağıdır.
Hastalığın Ardından Nekahet dönemleri için ve ayrıca bütün gün bedeni ve zihni yıpranmalarla karşı karşıya olanlar için fındık gerekli bir besin kaynağıdır.
Fındık ve fındık yağının kemiklerin ve dişlerin yapımı için gerekli olan kalsiyum kan yapımında görev alan demir büyüme ve cinsiyet hormonlarıngelişmesinde rol oynayan çinko için en iyi kaynaklarında birisidir.
Enerji verici ve besleyicidir.
Fındık yağının kansere ve kansızlığa karşı da koruyucu etkisi vardır.
Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir, vücuda kuvvet verir, nekahet devresinin çabuk geçmesini sağlar.
Kansızlık, sindirim ve dolaşım sistemi bozukluklarını önlemede gerekli olan demiri içerir. Süt ve mamulleri demir yönünden yetersiz olduğundan fındık bunlarla tüketilirse, açığı kapatır.
Limon 8. yüzyılda anayurdu olan Hindistan d keşfedildi. 12 yüzyılda ise Araplar aracılığı ile Avrupalılar limonu tanıdılar. Akdeniz iklimi ile özdeşleşen limon Akdeniz yemek kültüründe önemli bir yer tutar
İştah açıcıdır.
Kabukları haşlanıp suyu içilirse vücudu kuvvetlendirir ve vücuttaki kurtları dökmeye yardımcı olur.
Limonun kabuğunupişirip şeker katarak yenirse mide’nin yatışmasına iyi gelir.
Besin zehirlenmelerinde ve böcek ısırıklarında yararlıdır.
Mide bulantısını ve baş dönmesini giderir.
Burun içerisindeki tıkanıkları açar.
Limon, yemek sırasında tüketildiğinde vücutta enerji oluşmasını sağlayarak zindelik verir.
Grip, soğuk algınlığına karşı da en iyi koruyucu olduğu bilinmektedir.
Limonun içerdiği asitler nedeniyle masaj ile vücuda uygulanması ile ölü deriyi vücuttan atar, gözenekleri temizler, cildi yeniler ve parlaklık kazandırır.
Tansiyonu düşürür.
Diş ve dişetlerini kuvvetlendirir ve dişleri beyazlatır.
Bitki bilimcilere göre bol miktarda A, B1, B2, C, E ve K vitaminleri ile Chinon Juglon adlı aktif madde içeren ceviz, en uzun ömürlü meyve ağaçlarının başında gelmekte olup, 1000 yıl yaşayabilmektedir.
Ciğere, mideye ve dimağa kuvvet verip ağız kokusunu da giderir.
Kanın pıhtılaşmasını önler.
Şeker hastaları için hayati önemi olan insülini artırır.
Kan dolaşımını düzenler, kan pıhtılarını bozar.
Nasırlar üzerine konulan ceviz yağı zamanla bunların yok olmasını sağlar.
Karaciğer fonksiyonlarını düzenler, protein sentezini teşvik eder.
Cevizin yüksek miktarda Tokoferol (E vitamininin bir formu) içermekte olup son yapılan çalışmalar bu maddenin prostat kanseri riskini azalttığını da ortaya koymuştur.